Ana Menü
Köşe Yazıları
Ziyaretçi Defteri

Mustafa çekilmez (İzmir) - 26.11.2014 00:00:00

Fasıllar köyümüzün atındağda yaşayan hasan gökboyun annesi anakadın gökboy .( Ayşe hanım ) vefat etmiştir, allah rahmet eylesin .

Nuri SEFA (İZMİR) - 27.4.2014 00:00:00

FAHRETTİN ABİ MUHTAR OLDUĞUNU YENİ ÖĞRENDİM.HAYIRLI UĞURLU OLSUN ALLAH UTANDIRMASIN

berkay gür (edirne) - 17.2.2014 00:00:00

dedemin asker arkadaşı bu köydenmiş adı halil köksoy tanıyanınız var mı lütfen acil lazım bna ulaşırsanız sevinirim 05316417144

ali karaca (izmir) - 11.2.2014 00:00:00

tüm köylü ve arkadaşlarıma selam ve sevgilerimi sunuyorum

Mustafa çekilmez (İzmir) - 3.1.2014 00:00:00

Tüm köylülerimizin yeni yılını kutlarım 2014 yılı öncelikle sağlık mutluluk ve bereket getirmesini dilerim sevgi ve saygılarımla ALLAH`A emanet olun

raşit nergiz (seydişehir) - 11.11.2013 00:00:00

okuyan herkese esselamun aleykum

Hüseyin GÖÇÜLÜ (Antalya) - 13.10.2013 00:00:00

Bütün köylü hemşehrilerime gönüllerince bayram diler kurban bayramlarını kutlar

Hüseyin GÖÇÜLÜ (Antalya) - 13.10.2013 00:00:00

Yaşar Çifçi,Arife Karaca ve Hasan Karaca ya allahtan rahmet ve mağfiret, yakınlarına baş sağlığı dilerim. Hüseyin GÖÇÜLÜ

ali gürel (izmir) - 7.8.2013 00:00:00

BÜTÜN KÖYLÜLERİMİZİN RAMAZAN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN NİCE SAĞLIKLI MUTLU BAYRAMLAR DİLERİM

Hüseyin GÖÇÜLÜ (Antalya) - 6.8.2013 00:00:00

KÖY GÜNÜ FERFENE . Ben köyde doğmuş olmakla birlikte 3-4 yaşlarımdan beri dışarıdayım ve köyle bağlantım da Dayılarım ve dayıoğulları ,birde şu veya bu şekilde irtibatımız olan köylülerimiz vasıtasıyla olagelmiştir. Köyle irtibatımı sürdürme gayretinde olmakla birlikte Bu güne kadar köy günlerine 5-6 kez katıldım.Her defasında katılımın biraz azaldığı, biraz daha gelişme olduğu fark ediliyor. Daha da geliştirilmesine katkı düşüncesi yle intibalarımı aktarmak istedim. Ggenellikle insanlar ferfeneden ; .Doğup büyüdüğü , koşturup oynadığı coğrafi mekanları görmek, .Hısım ,akraba, hemşehri olarak bildik tanıdıklarla görüşmek,onlarla anılardan bahsederek sıcak sobetler yapmak, .Yaşlıları ziyaret edip, hatırlarını sorup gönüllerini almak, .Ailesine ait kişilerin mezarlarını ziyaret etmek, .Köylü olupta dışarıda olan ve köy günü dolayısıyle gelecek olan hemşehrilerle diyaloğ, sohbet ve irtibat temin etmek…..v.b. şeyler bekliyorlar. Ancak yeni nesil genellikle , giderek daha az ilgi gösteriyor köy gününe .Çünki Anasıyla Babasıyla ilgili bağlar onda bir derece daha azalmış oluyor. Olaylara ve insanlara dışarıdan birileri olarak bakar hale geliniyor.Sanırım bu kaçınılmaz bir şey.Ama gençlerin ilgiyi koparmamalarını temin için Köy günü organizatörleri belki biraz daha gayret gösterebilirler. Birde işin maliyet ve fnansman yönü sanırım ihmal ediyor,sadece katılmakla yeterli fedakarlığı yaptığımızı düşünüyoruz.Köyün zenginlerinin bu işi nasıl olsa omuzlayacaklarını var sayıyoruz.Belki olayın can alıcı noktalarından biri burası.İş akışının ve düzenin sağlanmasında herkes ufak tefek görevler alsa katılımcılık artırılsa,bu işin biraz da gayret ve fedakarlık istediği bilinci kazanılmaya çalışılırsa daha iyi olur kanaatindeyim. Belki biraz uçuk gelebilir ama,benim aklımdan şöyle düşünceler geçti: .Her yıl , yakın mesafeden yeteri kadar yeni kişi(mesela iki) ve önceki yıldan bir kişi ile organizasyon komitesi her yıl yenilenir.Komitenin yapacakları yazılı not haline getirilir. .Köy günü için katılanlardan adam başına belli bir ücret alınır,misafirler bir defa istisna edilir, .İsteyen varlıklı ve gönüllülerden köy günü fnansmanı için bağış alınabilir. .Vasıtası olmayanların da ulaşabilmesi için Beyşehir’den saat 11.00’e kadar birkaç tur vasıta kaldırılabilir. .Çöplerin düzenli birikmesi için ,dönüşümlü (Plastik,kağıt,cam,metal) ve dönüşümsüz çöpler için ayrı birikim noktaları oluşturularak çevre temizliği konusu gündeme getirilebilir. .Oluşan gruplaşmaların kendi aralarında sohbet edip geri gitmelerini önlemek, kaynaşmalarını sağlamak için,bu yıl güzel düşünülmüş müzik programı yanında, her öbekten bir etkinlik yerine getirmesi istenebilir: Mesela kalkan önce kendini tanıtır, bir fıkra anlatır,bir anı anlatır,bir şiir okur, bir şarkı söyler vs.Hiç bir şey yapmazsa kendini ve berabrindekileri tanıtır yerine geçer. Naçizane düşüncelerim böyle. Bu güne kadar bu konuda her türlü emeği geçen, çaba gösterenlere teşekkür eder, Köylülerimize sağlıklı mutlu günler dilerim. Hüseyin GÖÇÜLÜ

Sen de Yaz
Sayac



İstatistikler Yükleniyor ..!

İnsan ve Teknoloji

İnsan ve Teknoloji

İnsanın yaratılışından, günümüze kadar geçen süreci teknoloji oluşturulması açısından değerlendirdiğimizde hasılanın giderek yükselen bir ivme ile artığını görürüz. Çok mu ağır oluyor? Biraz daha sohbet havasına çekelim.

Bilindiği gibi ilk teknik icat "Tekerlek". Şimdi bize ne kadar basit geliyor değil mi? Birde o günlerin koşullarıyla değerlendirelim. Ağaç kesilecek, testere ve balta yok. Ağaçtan tomruk yapılacak yine alet yok. Tomruktan tekerlek yapılacak, yine birçok alete ihtiyaç var. En zoru da tekerlek bir mil etrafında döndürülecek; ama nasıl olacak? Döndürmek o kadar kolay mı? Mil yapılacak, borya açılacak, tekerleğin milden çıkması önlenecek, mil sabitlenecek v.s, v.s. Bir deyim vardır "şeytan detayda gizlidir" diye. Detaya girince çoğunlukla beklenmedik engellerle karşılaşmak mümkün oluyor. Bu engeller yenilerek ortaya bir icat, bir eser konulabiliyor. Eskilerin deyimiyle "malumun ilanı kolay." Malum olmayanı, bilinmeyeni ortaya koyabilmek çok zor. İşte asıl zorluk tekerleği yapabilecek teknolojiyi yapabilmektir. Buradan ilerleyerek, en son teknoloji diyoruz ya; işte onu icat edebilen ve sanayi ile (ekonomik yönden gücü olduğu için) birleştirebilen ülkeler, diğer ülkelere karşı üstünlük kazanacak ve lider ülke konumuna gelecektir.

Lider ülke olacakta ne olacak sorusuna cevap ise her halde "dünyayı yönetecek ve daha güçlü olmak için istediklerini diğer ülkelere yaptıracaktır." diye düşünülmelidir. ABD nin yaptığı da budur. Buradan devam etmeye kalkarsak, sosyopolitik, ekonomi politik ve stratejik yaklaşımlara doğru kayacağız. Bu nedenle burada bırakalım. Teknolojik üstünlüğün neler sağladığını görmek açısından yazmak istedik, bu kadarı da sanırım yeterli. İnsan ve teknoloji konusuna tekrar dönelim. Günümüzün tekerleği nanoteknolojiler, nükleer enerji; atom altı parçacıklar, lazer gibi ışın teknolojileri v.s. v.s. dir. Elbetteki gen bilimi, hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili gelişmeler; elektronik ve iletişimdeki sıçramalar gibi konularda önem olarak diğerlerinden hiçte arka sıralarda değildir. Uzay ve uzay ötesi(Kasten ötesini de yazıyorum) konularında ise insanlık henüz emekleme aşamasında dahi değil. Sadece başlandı diyebiliriz. Yaşam formlarını sadece biyolojik et-kemik ve düşünebilen hücrelerden oluşan sistemler olarak değerlendirmek giderek demode olmaktadır. Yoğunlaştırılmış ışık ve enerji sistemlerinin de düşünebileceği ve çok yüksek hızda (Düşünce hızında) hareket edebileceği varsayılmaktadır. Ne dersiniz bu türden varlıklar olabilir mi? Melekler ve cinler acaba böyle varlıklar mı? Nur(ışık) dan yaratıldıklarına göre neden olmasın. Aslında ayrı bir yazıda Uzay ve İnsanı daha derinlikli olarak incelemekte yarar var diye düşünmekteyim. Yazmak isteyenlere duyurulur. İnsan beyninde düşünebilen (Boz madde-Nöron) hücre sayısının son verilere göre 15 milyonun üzerinde olduğu ifade edilmektedir. Her hücre 0-1,1-2, yada var veya yok şeklinde cevap verebiliyormuş. Bu duruma göre insan beyninin düşünme kapasitesi 2 sayısının 20 000 000 uncu üssü, diğer bir ifadeyle sonsuz. Demek ki insanın üretebileceği teknolojilerinde henüz ilk sıradakiler üretiliyor diyebiliriz. Biz henüz teknoloji üreten toplumların ilk sıralarında değiliz. Elbette bugün için böyle. Bilindiği gibi 15.asırda en yüksek teknolojiyi atalarımız üretmişti. Enseyi karartmanın anlamı yok. Belki yakın, belki de orta gelecekte ülkemiz, teknoloji üreten ülkelerin en başlarında yer alacaktır. Yeter ki geniş düşünebilen sınırlanmamış ama ahlaklı iyi nesiller yetiştirebilelim. Bunların önünü açacak bilim ve araştırma merkezleri (Hatta Japonya da olduğu gibi Bilim ve araştırma kentleri) kuralım ve destekleyelim.

Gençlerimizde bu yetenek var. Yurt içinde ve yurt dışında birçok bilim adamımız çalışıyor. Başarılılar. Dışardakiler uygulamada da başarılı. Ne yazık ki yurt içinde yeterli uygulama yapıldığını kabul etmemiz zor. Sanayii bilim işbirliğini hala oluşturamadık. Birçok öğrencimiz yurt dışında saygın üniversitelerde burslu okuyor. Bunlar iyiye işaret. Daha da etkinleştirmek için neler yapılmalı diye düşünmeliyiz. Karamsar olmanın sağlayacağı hiçbir yarar yok. Pozitif düşünmeliyiz. Büyük Fatih gibi bilime önem vermeliyiz. Kanuni gibi bilimden uzaklaşan olmamalıyız. Bence Osmanlının yıkılışının başlangıcı Kanuninin çıkardığı "Medrese kanunnameleridir". Başka bir yazıda buluşmak dileğiyle.

 


Üye Girişi
Facebook
Twitter
Foto Galeri
Anket
Web Sitemizi Beğendiniz mi ?


E-Bülten
  • BİZE ULAŞIN

  • Fasıllar Köyü Muhtarı Fahrettin KİBAR Beyşehir / KONYA

  • 0 541 945 10 48

  • tahirkibar@hotmail.com

www.teknovizyon.net/
YukariCik